|
BEYİN
GÜCÜ: HAFIZA VE ZEKAYI BESLEYEN
YİYECEKLER
İyi hazırlandığınız ve bildiğiniz bir dersin
imtihanında hiçbir şey hatırlamadığınız hiç oldu mu? Bazen yeni
fikirler üretmekte kendinizi çaresiz hissettiğiniz oluyor mu?
Ara sıra okuduğunuz bir konuya veya çalıştığınız bir derse boş
boş bakıp hiçbir şey anlamadığınızı hissettiniz mi?
Eminim hemen, hemen hepinizin içine düştüğü
bu tip anlar olmuştur. İmtihandan çıkıp da cevaplara bir göz
attığınızda, "Bu cevabı ben nasıl oldu da yapamadım" diye kendi
kendinize kızdığınızı şu anda belki de anımsıyorsunuz. Bu tip
günleriniz olduysa şöyle bir geri dönüp o günlere rastlayan
beslenmenize bir göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Esasen
beyin gücünüzü etkin
kullanmak için iki önemli şeye ihtiyaç vardır;
1-) Hızlı, Kolay ve Kalıcı Öğrenme Tekniklerini
Bilmek ve Kullanmak,
2-) Hafıza ve Zekayı Geliştiren Yiyecekler
yemek.
Bugün ilk etapta beyin gücü ile beyni besleyen
yiyecekler konusuna eğilmek istiyorum. İkinci etapta ise hızlı
öğrenme teknikleri ile beslenme arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak,
hangisinin daha önemli olduğunu bir örnekle ortaya koymaya çalışacağım.
Yediğimiz besinlerin insanın hafıza, zeka
ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi vardır.
Örneğin vücut ağırlığımızın sadece % 2 ila 3’ü oranında ağırlığı
olan beyin, günlük kalorilerimizin ortalama % 30’unu harcamaktadır.
Hafıza ve Zeka Gelişimi açısından bazı besin
kaynaklarının diğerlerine göre önemi çok daha fazladır. Örneğin
bunların arasında
B vitaminlerini
içeren yiyecekler birinci sırada gelmektedir.
Yine "demir"in
beynin beslenmesi için hayati bir önemi vardır.
"B" vitaminlerinin beyindeki önemli reaksiyonların
gerçekleştirilmesindeki payı zihinsel potansiyel açısından hayatidir.
Ayrıca B vitaminleri beyni strese karşı da korumaktadır. Beyin
için enerji üretimine büyük katkısı olan B vitaminlerinin eksikliği
yorgunluğa, hafıza ve zeka performansının zayıflamasına neden
olur. Beynin ihtiyacı olan B vitaminlerinin yeterince alınması
halinde aşağıda belirtilen zihinsel fonksiyonlarda gelişmelerin
olduğu açıkça hissedilmektedir;
Kuru baklagiller, kırmızı et, ayçekirdeği,
balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, tavuk eti,
hindi, yerfıstığı, muz, kavun, brokoli, ıspanak, domates, yumurta,
kavun ve enginar kombinasyonları B grubu (complex) vitaminlerini
garanti eden besin kaynaklarıdır.
Yeteri kadar dengeli beslenemediğini düşünenlere
ilave olarak düşük dozlu
"B-Complex" vitaminleri
almaları tavsiye edilmektedir.
Ayrıca demirin beyne oksijen taşınmasında
çok önemli bir rolü vardır. Özellikle oksijenin beyne taşınması
ve beyin tarafından kullanılmasını sağlayan kandaki hemoglobin
ve alyuvarların oluşumunda demire ihtiyaç vardır. Daha kısa
bir ifadeyle beynin temel enerji kaynaklarından biri olan oksijenin
beyne taşınabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Dolayısı ile
diyetimiizde mutlaka demir içeren yiyecekler bulundurmalıyız.
Tüm kırmızı etler, kuru baklagiller, koyu
yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan
yiyeceklerdir.
Demirin yiyeceklerden emilmesini kolaylaştıran
vitamin ise
"C" vitaminidir. Bundan
dolayı demir içeren yiyeceklerin "C" vitamini içeren, örneğin
turunçgiller, kivi, domates, patates, karnabahar, brokoli,
kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber gibi besinlerle
birlikte alınmasında fayda vardır. Bunun yanında kafein içeren
içecekler ise demirin emilmesini engellemektedir.
"C" vitamininin yanında
"E" vitamininin de
antioksidan olarak beynin etkin ve verimli kullanılmasına büyük
katkıları vardır. Bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği
ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir.
|
DÜNYA HAFIZA ŞAMPİYONASINA HAZIRLANIRKEN
Dünya hafıza şampiyonasına
hazırlandığım ilk yılların başlarında
öğleden evvel dört ve öğleden sonra
dört saat olmak üzere günde sekiz saat
hafıza egzersizleri yapıyor ve bilgisayarın
başında binlerce rakam ve kelimeyi hafızamda
tutuyordum. Şüphesiz bu egzersizlerde
beynim çok enerji harcıyor, yoruluyor
ve öğlene doğru iyice acıkıyordum.
Ancak yemekten sonra üzerimde bir
ağırlık hissediyordum. Hatta uyku bastırıyor
ve konsantrasyonumun da azaldığını görüyordum.
Bu benim için o zamanlar içinden çıkılmaz
bir problem olmuştu. Bir taraftan
vücudumun ihtiyacı olan yiyecekleri
yemeliydim. Diğer taraftan da yemekten
sonra zihinsel performansımın ve dolayısı
ile skorlarımın düştüğünü görüyordum.
Ne yapmalıyım diye düşünmeye başladım.
"Acaba zihinsel potansiyelimi negatif
etkileyen bir yiyecek kombinasyonu mu
buna sebep oluyor?" diye endişelenmeye
başlamıştım. Eminim birçok öğrenci ve
işadamı hala öğle yemeğinden sonra benim
gibi hissediyordur.
Örneğin karbonhidratlar
enerji sağlıyordu ama bu çok kısa sürüyordu.
Öğlen yemeklerinde daha hafif ve
daha sağlıklı nasıl beslenebilmenin
hesaplarını yapmaya başladım. Özellikle
beyni besleyen yiyeceklerin ne olduğunu
araştırmaya başladım. O zaman yaptığım
araştırmalar sonucunda buna neyin sebep
olduğunu bulmuştum. Örneğin makarna
ve hamur işi yerine tavuk eti yemeye
karar verdim, patates kızartması yerine
bazen meyve, bazen de yeşil sebze salatlarını
tercih etmeye başladım. Gazoz tipi tüm
içecekleri kestim. Farkı hemen hissetmeye
başlamıştım. Konsantrasyonum eskisi
kadar düşmüyordu ve uykum gelmiyordu.
Bu yiyecekler de beni karbonhidratlar
kadar doymuş hissettiriyordu ama bedensel
ve zihinsel potansiyelimin düşmesine
neden olmuyordu. Ama yine de yiyeceklerle
ilgili birşeyler daha yapabilrim diye
hissediyordum.
Derken kan dolaşımı
ile beyne taşıdığı oksijen ve besinler
üzerinde düşünmeye başladım. Örneğin
aspirin içersem ve kanın koyuluğu azalırsa,
belki kan besinleri beyne daha kolay
taşır diye çeşitli hipotezler oluşturuyor
ve bunları deniyordum. Ancak bu kadar
detaylı düşünmeme rağmen çok önemli
bir şeyi atladığımı farkettim. Atladığım
en önemli husus şuydu;
Öğlen yemeğinden
sonra yiyeceklerin hazmedilmesi için
kan daha çok mide ve bağırsak bölgesine
yöneliyor ve beyne giden kan miktarı
azalıyordu. Bu durum da geçici bir süre
zihinsel potansiyelin düşmesine neden
oluyordu. Bunun da çözümünü buldum.
Öğlen yemeğimi ikiye bölerek yarısını
öğlenleyin, diğer yarısını da ikindi
zamanında yemeye başladım. Az yenen
öğle yemeği sonucu mide ve bağırsaklar
bölgesine giden kanın miktarı da çok
olmuyor ve bu durum artık zihinsel performansımı
da etkilemiyordu. Özet olarak öğlen
arasında özel olarak beynimin ihtiyacı
olan besinlerden oluşan yiyecekleri
azar azar yiyordum O günlerde böyle
bir diyet sonucunda hafızamda tutabildiğim
sayıların ve kelimelerin kısa sürede
artması beni nasıl da heyecanlandırmıştı
bilemezsiniz. O günden bugüne üç öğünde
yemem gereken yiyecekleri altı farklı
öğünde yediğimi söyleyebilirim.
|
|
Özet olarak herkese böyle bir beslenme programı
takip etmelerini tavsiye ediyorum. Buraya kadar anlatılanlardan
şöyle bir özet çıkartılabilir;
Tüm gün boyu zihinsel potansiyelinizi aynı
seviyede koruyabilmek, inişli ve çıkışlı bir beyin performansına
sahip olmamak için öncelikle günlük yiyeceklerinizi dörde,
hatta mümkünse altı eşit parçaya bölerek mini öğünlerle beslenmelisiniz.
Yiyeceklerin az yağlı olmasına dikkat etmelisiniz. Yağlı, çok
ve ağır yiyecekler kanın beyinden çekilerek sindirim sistemine
yönelmesine sebep olmaktadır. Bunun sonucu ise yorgunluk, uyuklama
ve zihinsel potansiyelin düşmesi demektir.
Yiyeceklerinizin demir içeren besinleri
ihtiva ettğinden emin olunuz. Bunun için koyu yeşil
renkli sebzeler, yağsız kırmızı et, domates, pekmez, kuru fasulye,
bezelye ve kayısı kurusu gibi yiyecekler yemelisiniz.
Yeteri kadar B vitaminleri aldığınızdan
emin olmak için diyetinizde yağsız süt, yoğurt, muz, deniz ürünleri
ve kuru baklagilleri mutlaka bulundurmalısınız.
Antioksidan özellikleri olan C ve E
vitaminleri açısından zengin havuç, ıspanak, çilek, domates
ve diğer koyu yeşil yapraklı sebze karışımlarını da günlük yemek
listenize ilave etmelisiniz.
Hafıza ve beyin gücü için gerekli olan besinleri bu şekilde
özetledikten sonra sıra hızlı, kolay ve kalıcı öğrenme teknikleri
ile beslenme arasındaki ilişkiye geldi.
Ben "beslenme",
"beyin"
ve "hafıza
teknikleri" üçlüsünü sırayla "benzin",
"son model bir araba"
ve "sürücü"
üçlüsüne benzetiyorum. Her birinin önemini anlamak için aşağıda
size farklı senaryolar sunacağım. Kararı ise size bırakacağım.
Her birinin benzetmesini de parantez içinde yanına yazmaya çalışacağım.
1-)
Birinci Senaryo:
Önce şöyle bir senaryo oluşturalım. "Son model bir araba
(beyin)" sahibi olduğunuzu düşünün ve bu arabanın deposunu da
"en kalitelei benzin (beslenme)" ile doldurduğunuzu varsayalım.
Ama bunun yanında "araba kullanmayı (hafıza teknikleri)" bilmediğinizi
kabul edelim. Siz bu arabayla istediğiniz yere gidebilir miydiniz?
Arabayı ancak belki iterek bir yere götürebilirsiniz. Ama bu
durumda arabanın gücünden hiçbir zaman faydalanamazsınız.
2-)
İkinci Senaryo:
İkinci senaryoda "son model bir araba (beyin)" sahibi olduğunuzu
düşünün ve bu arabanın deposunu da "kalitesiz benzin (beslenme)"
ile doldurduğunuzu varsayalım. Ama bunun yanında "araba kullanmayı
(hafıza teknikleri)" çok iyi bildiğinizi kabul edelim. Siz bu
arabayla istediğiniz yere gidebilir miydiniz? Kesinlikle istediğiniz
yere gidebilirsiniz ama arabanın motoru kötü benzinden dolayı
zorlandığı için istediğiniz hıza ulaşamazsınız. Hatta sürekli
kötü benzin kullanırsanız, uzun vadede "arabada (beyin)" da
arızalar oluşmaya başlayabilir.
3-)
Üçüncü Senaryo:
Bu senaryo ideal olanıdır. Bu senaryoda son model arabanızı
en kaliteli benzinle doldurmanın yanında ileri sürüş tekniklerini
de bilen bir sürücü olduğunuzu hayal edin. Şüphesiz sizden daha
emniyetli ve sizden daha hızlı bir sürücü olması mümkün değildir.
Size sadece gaza basıp, yoldaki kötü benzinli ve kötü sürücülü
arabaları geride bırakmak kalıyor. Hem de onlardan daha az yorularak
ve gidilecek yolu daha kısa sürede katedip diğerlerinin zaman
bulamadığı başka işlere de zaman bularak.
Özet olarak, "son model bir araba (beyin)"
sahibi olan herkes önce onu "kullanmayı (hafıza teknikleri)"
öğrenmelidir. İkinci etapta ise arabanın deposu devamlı olarak
"kaliteli benzin (beslenme)" ile doldurulmalıdır.
Unutmayın çoğumuz satın aldığımız her pahalı
cihazı kullanmadan önce onun kullanma kılavuzunu dikkatle inceliyoruz.
Ama bunun yanında kendi beynimizi daha verimli kullanmak için
ne yapmamız gerektiği üzerinde çok fazla düşünmüyoruz.
Hayatınızı kolaylaştırmak ve rakiplerinizi
geride bırakmak için beyninizi etkin şekilde kullanmayı öğretecek
bir kılavuz arıyorsanız, Mega Hafıza’nın "Fotografik Hafıza
Teknikleri" setine bir göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Bu arada beyin gücünüzden
maksimum faydayı almak için yukarıda verdiğim yiyeceklerle ilgili
bilgileri de kesinlikle göz ardı etmeyiniz.
|
|
Melik
DUYAR
copyright© 1996-2010 Mega Hafıza Eğitim Hizmetleri Ltd.Şti. Tüm Hakkı Saklıdır.
|
|